Türk Başbakanı Binali Yıldırım ‘Kuzey Irak’ta 11 askeri üssümüz oldu’ resmi açıklaması ile işgali itiraf etti ama Neçirvan Barzani, Kürt hareketine “işgalci” ilan etti. Barzani’nin Kürt halkına özür borcu olduğu yönünde sesler yükselmeye başladı.36763534_2581988105160272_1816243314727321600_n.jpg

  • SEYİT EVRAN

QAZİ MUHAMMED’İN CEVABI

1946 yılında Mahabat Kürt Cumhuriyeti yıkılıp Önderi Qazi Muhammed İran Şah Rejiminin mahkemesi karşısına çıkarıldı. Qazi Muhammed’e ilk suçlama, Molla Mustafa Barzani, Kadri ve Ekrem Cemilpaşa kardeşler başta olmak üzere Bakur, Başur ve Rojava’dan cumhuriyetin kuruluşuna katılanları İran’a getirdiği, vatana ihanet ettiği şeklindeydi.

Qazi Muhammed, “Burası ne İran toprağıdır ne de benim babamın toprağı. Burası Kürdistan’dır. Kürdistan olunca her Kürdün vatanı, ülkesi oluyor. İsteyen her Kürt kendi ülkesine, kendi topraklarına gelebilir. Onun için hiç kimseyi davet etmeme gerek yok. Molla Barzani, Kadri Cemilpaşa ve diğer Kürtler vatanlarına, topraklarına, ülkelerine gelmiş Kürtlerden bazılarıdır. Bu suçlamanızı reddediyorum” diye cevap verir.

KÜRDİSTAN, BARZANİ’NİN DEĞİL

Qazi Muhammed’in ‘Kürdistan her Kürdün, toprağı, vatanıdır’ vurgusu aslında her şeye çok net bir şekilde açıklık getiriyor. Kürtlerin hiç kimseden, hiçbir yerden izin almadan, hiç kimsenin çağırmasına, davet etmesine gerek duymadan ülke ve topraklarında istediği yere gidebileceğini daha o zamandan, hem de idamına karar verecek olan bir mahkemeye karşı söylemesi Kürtlüğün ve Kürdistanlı olmanın ne demek, sınırlarının ne olduğunu gösteriyor. Başûrê Kurdistan da her Kürdün toprağıdır, vatanıdır. Neçirvan Barzani’nin yada bir başkasının malı değil.

İsteyen her Kürt hem yaşamak hem de mücadele etmek için ülkesinin bu parçasına gidebilir. Neçirvan Barzani’nin içinde 2 bine yakını Başurlu yiğit gençlerin olduğu Kürdistan’ın özgürlüğü, bağımsızlığı, kurtuluşu için yaklaşık 40 bin şehit veren Kürt Özgürlük Hareketine işgalci demesi tüm Kürtlerin daha şimdiden büyük bir öfke duymasına neden oldu. Bundan ötürü halklı olarak “Neçirvan Barzani Kürt Özgürlük Hareketinden özür dilemelidir” diyenler seslerini yükseltmeye başladılar.

DAİŞ’E KARŞI PKK’DEN YARDIM İSTEDİLER

2014 yılında DAİŞ’in önce Musul’u ardından Şengal’i bir planla ele geçirip, Şengal’de büyük bir katliam yapması ve Hewler yakınlarına kadar ilerlemesinden sonra Başûrê Kurdistan Hükûmeti Başbakanı olan Neçirvan Barzani ve diğer bazı yöneticiler, gerilladan yardım istedi. KCK bunu defalarca açıkladı ama yardım isteyenlerin isimlerini açıklamadılar.

Belki bundan sonra isim olarak kimlerin yardıma çağırdığını da açıklarlar. Gerillayı vahşi, barbar, katliamcı DAİŞ’e karşı yardıma çağırmaktan daha doğal bir şey olamaz. Zira gerilla da Kürdistani bir güçtür ve diğer Kürt güçleri ile birlikte onun da dört parçada Kürdistan’a yönelik saldırı ve tehditlere karşı savunma gibi bir yükümlülüğü var. Anlaşılmayan nokta şu, Neçirvan Barzani 2014 yılında DAİŞ saldırıları döneminde Şengal, Hewler ve çevresi, Kerkük’e yönelik saldırıları sırasında destek istediği güce nasıl oluyor da sırf AKP ve Erdoğan’a yaranmak, ellerindeki mal ve mülkünü kurtarmak için işgalci diyebiliyor…

Başur halkı bunun aksinin doğru olduğunu düşünüyor. İşgalcinin gerilla değil, Neçirvan Barzani’nin yaranmak istediği Erdoğan ve onun ordu güçleri ile çetelerinin olduğunu düşünüyor. O işgalci ordu gücünün Kürdistan’dan çıkması için 2005 yılından bu yana eylemler yapıyor, imza topladı. Başur halkı bugün 9 şehir ve ilçede hem Neçirvan Barzani’nin bu sözlerini hem de işgalci Türk devletinin Bradost ve Kandil işgal planı ve saldırılarını protesto etmek için sokağa çıkıyor. Başur halkının bu tepkisi işgalci RTE, AKP’ye olduğu kadar Neçirvan Barzani’ye de yönelik. Zira şimdiye kadar Neçirvan Barzani dışında hiçbir Kürt partisi, hareketi başka bir Kürt partisi, hareketi, gerilla yada peşmergesine işgalci dememiştir. Neçirvan Barzani bununla bir ilke de imza attı, Neçirvan Barzani’nin bu söylemde bulunması açıkça işgali meşrulaştırmak, Başur halkının topraklarını, evlerini işgalci Türk devletinin işgaline açmaktan başka bir şey değildir.

RTE İLE TİCARİ ORTAKLIK

Neçirvan Barzani’nin amcası Mesut Barzani, 2014 yılında DAİŞ’e karşı Maxmur’u savunan, Maxmur’u DAİŞ’in elinden alan gerillayı ziyaret etti. Gülerek ve sevinç göstererek gerillanın sofrasına oturup çay içti. Neçirvan Barzani’nin gerillaya işgalci demesi bir anlamda Başûrê Kurdistan’ın o dönemdeki başkanı amcasını da işgalci ile oturmakla suçluyor. Başûrê Kurdistan halkı, Neçirvan Barzani’nin gerillaya işgalci demesinin nedeni olarak RTE’nin damadı Berat Albayrak’ın kurduğu paravan şirketlerle yaptığı ortaklığa dikkat çekiyor; onlara Kerkük ve Başur’un diğer bölgelerinden çıkarılan petrolleri peşkeş çekmesi, bunun parasını halk için değil, kendisi için olduğunu düşünüyor.

Neçirvan Barzani’nin PKK ve gerilla için sarf ettiği bu sözler, aslında “Peşmergey Dêrin” adı verilen peşmergeler için de söylenmiş kabul ediliyor. Zira Peşmergey Dêrin defalarca Kandil’e giderek işgale karşı gerilla ile omuz omuza Türk işgaline karşı savaşacaklarını deklere ettiler.

PEŞMERGELER BARZANİ’NİN AÇIKLAMALARINA KARŞI

Geçtiğimiz günlerde yurtsever gençlik hareketinin başlattığı canlı kalkan eylemcilerinin yanına da giderek Kandil’i gerilla ile birlikte savunmak için orada olduklarını duyurdular. Peşmergey Dêrin Başur’un her yerinde peşmergelik yapmış, Saddam rejimine karşı savaşmış insanlardır. Bir anlamda Başur’un elde ettiği statünün yaratıcıları, savaşçılarıdırlar. Gerilla ile omuz omuza Kandil ve Başur topraklarını işgalcilere karış savunacaklarını açıklamaları gerillanın Başur topraklarının da savunucusu olan bir Kürdi güç olduğunu kanıtlamaya yetiyor. Bugün Başur’un 9 şehir ve ilçesinde işgale karşı yapılacak yürüyüş ve mitingde de Peşmergey Dêrinler en ön safta yürüyerek yerlerini alacaklar. O yüzden Neçirvan Barzani’nin sarf ettiği sözler aynı zamanda onlara da söylenmiş oluyor. Neçirvan Barzani’nin sarf ettiği sözlere en fazla da onlar tepki gösteriyor.

KATLİAMDA TÜM AİLESİNİ KAYBEDEN GULPİ’DEN TEPKİ

Başur siyasetçileri Neçirvan Barzani’den bu sözleri için PKK ve gerilladan özür dilemesini talep ediyor. Bu siyasetçilerden biri Dr. Faik Gulpi. Dr. Faik Gulpi Halepçe Katliamı’nda tüm ailesini yitirdi. Sadece iki kardeşi ile kurtulabildi. Dr. Faik Gulpi’nin babası Başûrê Kurdistan kahraman peşmergelerinden biri. Hançerle tankın üzerine çıkmış bir peşmerge. Babasının bu kahramanlığından ötürü KDP defalarca kendisine kendisinin belirlemesi koşuluyla bakanlıklar teklif etmişti. Kürdistan katliamında en fazla can veren ve Kürtlük mücadelesinin ne olduğunu çok iyi bilen Dr. Faik o yüzden Neçirvan Barzani’den sarf ettiği sözler için özür dilemesini istiyor. Tüm bunlar bir araya getirildiğinde aslında Neçirvan Barzani’nin PKK ve gerillaya ilişkin sarf ettiği sözlerin sadece onlar için olmadığı ortaya çıkıyor. O yüzden sadece gerilla ve PKK’den değil tüm Kürtlerden özür dilemesi gerekir.