36739473_2578504518841964_9168702042389086208_n.jpgKURD-HA (ANK)-OECD’ye göre 2013-2015 arasında Türkiye’deki gıda fiyatları dünyanın yüzde 20 üzerindeyken, 2015-2017 yılları arasında bu oran yüzde 28’e kadar yükseldi.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), 2018 Tarım Raporunu açıkladı. Buna göre 2013- 2015 arasında Türkiye’deki yurtiçi fiyatlar dünya fiyatlarının ortalama yüzde 20 üzerinde iken, 2015-2017 arasında dünya fiyatlarının ortalama yüzde 28 üzerine çıktı. Cumhuriyet’ten Gamze Bal’ın haberine göre raporda, bunun temel sebebinin ‘ticaret bozucu’ olarak nitelendirilen doğrudan tarım destekleri gösteriliyor.

Destek, planlamaya yetmiyor

Türkiye’de çiftçiye verilen destekler yüzde 25 ile OECD’nin üzerinde. Kanada ve Meksika gibi ülkeler üretici desteklerini 2016’da 4 milyar dolar ile sınırlarken, Türkiye’deki 2016 desteği 17 milyar dolar oldu. Ancak bu durum, OECD tarafından eleştiriliyor. Sebebi de desteklerin üretimi planlamaya yetmemesi. Buna göre desteklerin verildiği üretici, hangi bölgede ne kadar üretim yapacağını bilmiyor. Çiftçi para kazanamadığı ürünü ya hayvana yem olarak veriyor ya da tarlada bırakıyor. Bir sonraki yıl da ekmiyor. Bu durum, bir yıl sonra üretimin azalmasına, fiyatın da yükselmesine sebep olduğu için tüketiciyi pahalı sebze ve meyve satın almaya mecbur bırakıyor. Kısır döngü halinde yinelenen bu olay da her sene değişik gıda ürünlerinin zamlanmasına yol açıyor.

2015’te zeytinyağı, sarımsak ve yeşil soğanda yüzde 107’leri bulan fiyat artışları, 2016’da nohut, çarliston biber ve yumurtadaki yüzde 58’leri aşan artışlarla devam etmişti. Geçen yıl ise yüzde 71.1’lik fiyat artışı ile domates zam şampiyonu olurken, bu yıla damgasını vuran ürünlerden patates, kuru soğan ve Antep fıstığı fiyatları çok tartışıldı.

Önceki gün açıklanan enflasyon verileriyle de yıllık fiyat artışları kuru soğanda yüzde 185, patateste yüzde 109 ve havuçta ise yüzde 110’u aştı. Ancak fiyat artışları bu ürünlerle sınırlı değil.

 

Müftüoğlu: Sorun tarım plotikası

Dar gelirlileri yakından ilgilendiren fiyatlardaki artışı ve ekonomideki gidişatı MA’ya değerlendiren ekonomist Özgür Müftüoğlu, gıdada büyüyen tehlikeye ilişkin uyarılarda bulundu. Müftüoğlu, 80’lerden bu yana uygulanan tarım politikalarının oluşturduğu problemlere dikkat çekti. Müftüoğlu, “Daha önce devlet belirli miktarlarda sübvansiyon yapıyordu. Tarıma destek veriyordu. Çiftçiler de ürünlerini üretiyorlardı ve bundan para kazanıyorlardı. Bunlar kesildi ve bu tamamen piyasaya bırakıldı” dedi. Piyasa üzerinden pazara gitme işlemleri sağlanmaya başlanmasıyla desteklerin ortadan kalktığını belirten Müftüoğlu, bu duruma yol açan nedenleri “Böyle olduğu için de tarlada üreten ve bunun emeğini veren çiftçiler ile köylüler ürettikleri ürünleri çok ucuza pazara vermek zorunda kalıyor. Bu ürünler kentlere geldiğinde ise çok yüksek fiyatlarda satılıyor. Dolayısıyla piyasa ürünlerinin, serbest piyasada bu şekilde değerlendirilmesi ve bir takım tüccarların eline geçmiş olması bugün patates ve soğanda yaşadığımız sorunları ortaya çıkarttı” diye sıraladı.

Stoklama ile üretim düştü

Sermaye tüccarlarının stok yapmayı araç gereç haline getirerek hem üreticiyi hem de tüketiciyi kötü anlamda etkilediğini hatırlatan Müftüoğlu, şunları dile getirdi: “Stok yapmak ürünlerin fiyatını artırdığı gibi üretimin de azalmasına sebep oluyor. Çiftçiler ve köylüler artık biçtikleri ve emek verdikleri şeyin karşılığını alamayınca kentlere göç edip niteliksiz işlerde çalışıyorlar. Bu yüzden de tarım illeri azalıyor.”

AKP’nin ürünün azlığını gerekçe göstererek ithalat yaptığına da değinen Müftüoğlu, “Ürün ithal ettiğiniz zaman dövizle yapıyorsunuz. Türkiye doğası ve iklimine en uygun ve kaliteli olan ürünlerini dışarıdan dövizle alıyor. Bunu yaparak da çiftçiyi işsiz bırakıyor. Aynı zamanda ekonomik anlamda tarımı da batırmış oluyor. AKP bu politikaları yıllardır uyguluyor” diye konuştu.

Türkiye üretemez halde

Müftüoğlu, savaş harcamaları ve yoksulluk arasındaki bağlantıya dikkat çekerek, şöyle konuştu: “Bir taraftan ‘mükemmel’ silahlar alıyorsunuz. Öbür taraftan kendi yurttaşlarınızın karnını doyuracak tarım ürünlerini üretemiyorsunuz. Dolayısıyla da ekonomi bununla beraber yürümüyor. Bu sadece patates soğan meselesi değil, aynı zamanda ekonomi için de çok önemli. Çünkü giderek tarım fiyatları artıyor.”

Yoksulun tenceresine daldı

Önümüzdeki süreçlerde gıda sektöründe ciddi problemler yaşanacağını kaydeden Müftüoğlu, şunları söyledi: “Diğer ihtiyaçlar bir şekilde halledilebilir belki ama gıda en temel ihtiyaçlardan biridir. Gıda maddelerinin yerine ikame edebilecek bir şey yok. En temel tüketim alışkanlığı olan patates ve soğan yoksulun tenceresinde kaynayan yemeklerdi. Şimdi bunlar da ithal edilmeye başlanıyorsa ciddi sorun var demektir.”