040D33C0-E170-4F2E-AB14-C6D50D323974

Mazhar ÖZSARUHAN

Hatırlarsak, 16.09.2002 tarihinde medyaya yansıyan Mardin Kızıltepe’de 12 yaşındaki bir kız çocuğuna, içinde kaymakam, mal müdürü, ilköğretim okulu müdür yardımcısı ile polisin ve diğer kamu görevlilerin de bulunduğu 31 kişi tecavüz etmişti. Yargıtay 14. Ceza Dairesi’nin kararı onamasından sonra dava kapatıldı. Yasal olarak ağır ceza alması gereken faillerin çoğu, 1 yıl, 8 ay ile birkaçı da 2-5 yıl arasında ceza aldı 4 sanık beraat etti ve dava kapatıldı. İç hukuk yollarının tükenmesi ile dava AİHM’e taşındı.

Yine Mart 2016 tarihinde  Karaman’daki Ensar Vakfı’ndaKaraman Anadolu İmam Hatip ve İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği’ne (KAİMDER) yakın kişilerin kiraladığı evlerde kalan ve yaşları 9-10 arasında değişen 45 erkek öğrenciye tecavüz edilmişti. O tarihlerde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olarak görev yapan Sema Ramazanoğlu “cinsel istismara bir kez rastlamak, Ensar Vakfı’nı karalamak için gerekçe olamaz” diyerek tecavüzcülerin adeta sözcülüğünü yapmıştı. Ekim 2016 tarihinde Karaman Cumhuriyet Başsavcılığı, kaçak yurtlarda çocuklara cinsel istismarına sebep olan Ensar Vakfı ve KAİMDER için “kovuşturmaya yer yok” kararını vererek Vali Murat Koca ile İl Milli Eğitim Müdürü Asım Sultanoğlu ile tecavüzcüleri aklamıştı.

Yeni yasa tasarısı tartışmalarına başlamadan önce bazı istatistiki bilgiler vermek istiyoruz.

Dünyada her 5 çocuktan 2’si istismara uğramaktadır.

Türkiye’de her 3 çocuktan 1’i istismar ile karşı karşıya kalmaktadır.
Dünya’da çocuk istismarında 3. Sıradayız. İlk iki sırada Güney Afrika ve Bangladeş var. Türkiye dünya üçüncüsü…
2014 yılında 11.095 çocuğun tecavüze uğradığı ve bunların % 18,5’inin 11 yaş ve altındakilerin oluşturduğu TÜİK tarafından ortaya çıkarıldı.
2014 itibariyle 40.000 kişiye “çocuğa taciz davası” açıldı.
TÜİK verilerine göre 2015 yılında Türkiye’de işlenen suçların  % 46’sı çocuklara karşı işlenirken, çocuk istismarı ön plana çıkmaktadır.
Adalet Bakanlığı’nın 2015 verilerine göre yılda ortalama 17.000 istismar davası açılmış. Bu davaların % 45’i mahkumiyetle, % 55’i ise tahliye ile sonuçlanmıştır.
Adalet Bakanlığı resmi verilerine göre 2016 yılında 29.504 kadının cinsel istismara uğradığı gerekçesiyle şikayetçi oldu. Bunların sadece yarısı hakkında dava açıldı. Dava açılanların ancak 5.843 kişi hakkında çeşitli cezalar verildi. İstismara uğrayanların 23.658 davadan hiçbir sonuç çıkmadı. Şüpheliler bir gün bile ceza almadı.
2015 tarihi itibariyle taciz ve tecavüze uğrayan 31.337 kız çocuğu tacizcisi ile evlendirilmiştir.
Yine Adalet Bakanlığı, 10 yılda yaklaşık 3 kat çocuk istismarı olduğunu bildirmiştir.
Türkiye’de son 10 yılda çocuk istismarı 300.000’in üzerindedir.
Son 10 yılda çocuk istismarı olayları % 700 artmıştır.
İddialar, Türkiye’de tecavüzlerin % 5’ini ortaya çıkarırken, % 95’i gizlendiği yönündedir.
Adliyelerdeki 4 tecavüz vakasından 1’i çocuklarla ilgili…
Türkiye’de istismarın % 66’sı akraba, komşu gibi tanıdık kişiler tarafından yapılmaktadır. [1]

Buna benzer çok verileri alt alta sıralayabiliriz. Ancak bunların içinde öne çıkanları yazmaya çalıştık.

 Bilindiği gibi Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı 9 Nisan 2018 tarihinde Akademisyenlerin, psikologların, Barolar Birliğinin ve Sivil Toplum Örgütlerinin 160 küsur kadın örgütlerinin ve farklı meslek kuruluşlarının görüşü alınmadan, kamuoyundan kaçırılır gibi apar topar Türkiye Büyük Millet Meclisine sunuldu. Ancak araya seçimlerin girmesi sonucunda bu tasarı ertelendi ve bugünkü haliyle tekrar meclise sunulacağı görülmektedir. Hadım etme, idam gibi çıkarılan söylentiler, bu tasarı üzerinde herhangi bir tartışma yaratılmasın ve kamuoyu uyutulsun diye yapılmaktadır. Amaç her zamanki gibi yapay bir gündem oluşturmaktır. Yasa taslağı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması’na ilişkindir. Yeni yasa da ismini buradan almaktadır.

Bu yeni yasa neleri getiriyor, neleri götürüyor? Bunun üzerinde kısaca değinmek istiyoruz.

Yasanın dikkat çeken bazı bölümleri şu şekildedir:

Yasanın dikkat çeken içeriklerinden en önemlisi, 15 yaş üstü çocukların, çocuk yerine konulmadığı için yapılan istismarlar, meşrulaştırılmaktadır. Yeni yasa taslağında iki değişiklik yapıldı. Bunlardan biri “hadım” uygulaması ve “zaman aşımı” uygulaması ile ilgilidir. Bununla birlikte “iyi hal uygulaması” da yerini korumaktadır. Çocuk istismarında “zaman aşımı uygulaması olmayacak” denilmemektedir. Ayrıca takım elbiseli, kravatlı kıyafetle mahkeme duruşmasına çıkan istismarcılara, “iyi hal indirimi” uygulaması devam edecektir.

Diğer dikkat çeken içeriklerinden birisi de 12 yaş sınırı getirilmektedir. Mağdur 12 yaşından büyükse sanığa sadece belli cezai müeyyidedeler getirilmektedir. Bu ceza 2-5 yıl arasında ve 15 yaş itibariyle sadece “cinsel ilişki” maddesine göre ceza verilecektir. İstismar yok sayılmaktadır. Bu madde ile de çocuklara yapılan cinsel istismar, yasa ile meşrulaştırılmaktadır. Mağdur 15 yaşından büyükse cinsel istismarda silah ve diğer araçlar tehdit olarak kullanılmış ve mağdur tarafından şikayet edilmişse, verilecek ceza 2-5 yıl arasındadır. Eğer cinsel istismara uğrayan çocuk yine 15 yaşından büyükse ve istismar, ya da tecavüz eden kişi mağdurun akrabası ya da öğretmesi ise, bunun adı istismar olarak geçmeyecektir. “Reşit olmayan ile cinsel ilişki” kapsamında değerlendirilecektir. Halkın tepkisi üzerin 2016 yılında geri çekilen yasa tasarısı bir iki değişiklikle birlikte tekrar meclise sunulacak. Bunda sadece “cebir ve şiddet olması” şartına bağlanacak. Yani eski yasa arkadan dolanılarak meşrulaştırılmaya çalışılmıştır. [2]

Bugün de istismar iki kategoride ele alınmaktadır. Birincisi “büyüğün küçüğe istismarı cinsel ilişki” olarak sayılmakla birlikte aynı yaşta bir erkek çocuğun, kız çocuğuna yaptığı istismar ise “ahlaksızlık” olarak nitelendirilmektedir. Buna da akran cinselliği kategorisinde incelenmiş. Yani tuhaf olduğu kadar da hiçbir tarafı savunulamayacak durumda olan bir yasa tasarısı. Yeni yasa neleri getiriyor, neleri götürüyor ile ilgili detaylara baktığımız zaman ilginç bir takım hükümlerin yer aldığını göreceğiz.

 

Eğer fail, yani tacizde bulunan kişi çocuk yaşta ise “müebbet hapisle” cezalandırılacak.
Kız arkadaşına istismarda bulunan çocuk 15 yaşında ise 16-40 yıl arasında yargılanacaktır.
Bir baba, 15 yaşını doldurmuş kızına tecavüz ederse 10-15 yıl arasında hapis cezası istenebilecek.
11 yaşındaki öğrencisini öpen öğretmene müebbet hapis cezası istenecek.
Öğretmen, 15 yaşından büyük öğrencisine tecavüz ederse 2-5 yıl arasında hapis cezası ile yargılanacak.
Daha önce 12 yaş sınırı için “rıza” kavramı yerini korumuştur. Yani 12 yaş ve üstü çocuklara yapılan istismar için hakimin “rızası” vardı gerekçesi ile faillere ceza verilmemesi hedeflenmiştir.
Tüm bunlar yetmiyormuş gibi tasarı çocukların istismarına ilişkin suçların soruşturulması ve kovuşturulması aşamasında yayın yasağı getirilmektedir. Amaç kamuoyunu “hadım cezası geldi” ile oyalamaktan öteye gidememekte ve olası tepkilerin “absorbe” edilmesini sağlamaktır.

 

Bunun anlamı şudur: Küçük yaştaki akran çocukların istismarı “ahlaksızlık”, büyüklerin küçük çocuklarla olan istismarına da “cinsel ilişki” olarak addedilmektedir. Büyükler tarafından istismara uğrayan 12 – 15  yaş aralığındaki çocukların “cinsel ilişki kurulabilir” ya da “evlenebilir” olduğu anlamına gelmektedir.

C993C271-530C-458E-9F7B-A7B1176FA97D

 

Yukarıdaki veriler buz dağının yalnızca görünen bir yüzü. Çünkü istismar olgularının çoğu gizli kalmakta ve araştırmalar gerçeği vermemektedir. [3]

AKP’li vekiller, bu çelişkiyi dile getirenleri “ahlaksızlığı teşvik etmekle” suçladılar. [1] Bu suçlama ile hiç şüphesiz ki kendi ahlaksızlıklarına kılıf giydirmek istediler.

Yasa bu haliyle geçtiği takdirde tecavüzler, istismarlar, kadına şiddet ve sapıklıklar da teşvik edilmiş olacak. Tecavüze uğrayan kız çocuklarına da “cinsel ilişki” kılıfı giydirilmiş olacaktır.

Bu olup bitenlere ve cezai müeyyidelerin uygulanmadığınabakıldığında ister istemez insanda “şer’i sisteme mi geçiliyor” endişesi uyandırmaktadır. Çünkü şeriatla yönetilen ülkelere bakıldığı zaman bu tür uygulamalar görülebiliyor. Cemaat ve tarikat mensuplarının yaptığı açıklamalar ile 6 yaşındaki kız çocuğu ile evlenilebilir şeklindeki fetvaları insanda “acaba” endişesini bırakmaya yeterlidir. Sorunun temelinde AKP’nin ülkeyi şeriatla yönetmeye yönelik ön çalışması olarak algılanabilir. Yoksa çocuklara yapılan tacizin neden bu kadar önemsenmediği, verilecek cezaların komik olması, dünya üçüncüsü olan ülkemizin tacizde dünya şampiyonluğunun AKP eliyle sağlanacağı endişesi kamuoyundaki yerini korumaya devam etmektedir.


Kaynakça:

[1] Çocuk istismarında tüyler ürperten veriler, Gerçek Gündem (20 Şubat 2018)

[2] Sevda Karaca, Evrensel gazetesi 05.07.2018

[3] https://ekmekvegul.net/gundem/cocuk-istismari-3-kat-artti-davalarin-neredeyse-yarisi-cezasizlikla-sonuclandi