36729949_1724150384329883_4391457335487234048_n

Hakli davasından Umudunu kesmeyen insan yenilmezdir ve bükülmez çelik gibidir.

Babam, abilerim ve ben, 12 Eylül Faşizmi döneminde Diyarbakır Zindanı’nda vahşi işkenceler altında iken, o daha on yaşında idi. Dışarıda evin tek erkek çocuğu olarak düşmanlarımızın tüm baskılarına ve tüm yaşamsal sıkıntılara karşı durmakta idi. Korkunun ve acımasızlığın hüküm sürdüğü o ortamda, büyüklerinin vazifesini ,doğal olarak o çok erken yaşlarda üstlenmişti. Umutsuzluğun üstesinden gelmeyi zor koşullar kendisine öğretmişti. Şimdiye kadar dik durmanın bedelini çok ağır ödedi. Bazı ailelerde ve çevrelerde ağır yük, birilerinin omuzundadır. Ancak bu durum pek bilinmez veya görülmez. Kardeşim Ihsan (Isa Yavuz), bu pozisyona sahip olanların içindedir.
Hayatinin büyük bir bölümü zindanların kapısında, zindanlarda, sorgu ve işkencehanelerde geçti. Ve bir emekçi olarak sıkıntıların üstesinden gelmek için her işe varım dedi. Ciddi hayatı tehlikeler geçirdi ve ömür boyu onarılması imkansız darbeler yedi…

Özellikle, halen 15 yaşında iken, polise kafa tutmaktan ve benzeri, eften-püften gerekçelerle Hilvan emniyetinde günlerce süren işkence seanslarına tabi tutulur ve yarı ölü halde aileye teslim edilmek istenir. Abim Mustafa Diyarbakır Zindanı’ndan yeni bırakıldığı dönemdir. Emniyete çağrılır, kendisine “kardeşinizi alın eve götürün ” denir. Kardeşim Ihsan’ın işkencelerden yarı baygın, paramparça edilmiş elbiseleri içinde, vücudunun, yapılan işkencelerden mos-mor olduğunu görür. Zaten hayatlarının her dakikası bir baskı biçimi ve yönelimle doldurulmuştur. Abim Mustafa Diyarbakır Zindanı’nda tarihin en vahşi işkencelerine maruz kalmış, tanık olmuş ve onurlu karşı koyuşları bizati görmüş ve yaşamıştır. Tepeden tırnağa düşmana, yerel işbirlikçilerine ve ihbarcılara karşı nefret yüklüdür. Bu ciddi gözdağına tepki gösterir. “Ben kardeşimi bu şekilde alamam, ya tutanak tutarsınız, ya da kendiniz götürürsünüz ” diyerek tepki gösterir ve oradan ayrılır. Kendileri karga tulumba getirip eve bırakırlar. Aylar süren tedaviden sonra ancak kendini toparlar….

Sorgulamalar, hakaret ve ispiyonlamaların ardı arkası kesilmez. İşkence seanslarında. özellikle kum torbasıyla midesine ve sırtına indirilen darbelerden dolayı, onarılması imkansız ve ömür boyu taşıyacak tahribatlar alır…
Olsun, o bir davaya inanmıştır.
Dik durmanın ağır bedelleri vardır.
O, umudunu yitirmemiştir. Umudunu yitirmeyen insanın yenilmez ve bükülmez çelik gibi olduğunun farkındadır…

Şimdiye kadar normal bir yaşam ona nasip olmadı. Siyasi soykırım operasyonlarında, 2016’da tekrar alındı. Sorgusuz sualsiz, şimdiye kadar tutuldu. Gerçekten de yakından bildiğimden dolayı çok mağdur edildi ve ailece büyük sıkıntılar yasadı. Her yaşatılan sıkıntı ancak öfkeyi besliyor ve büyütüyor.
Bugün(5.7.2018) tahliye edildiğini kesin öğrendim. Dün gece yarısı bırakılmıştır. Tüm özgürlük tutsaklarının özgürlüğü biricik temennim ve uğrağımdır…
Sevgili Ihsan, tekrardan geçmiş olsun. Eşinle, çocukların Mahsum, Gezgör ve Zilan ile tüm dost-akraba ve arkadaşlarınla uyumlu bir hayat ve mütevazi bir gelecek diliyorum.
Sen dışarıda iken zindanda abin/abimizi ve dağda ablan/kardeşimi kaybetmiştik. Sen zindanda iken onu tanıyan herkesin annesi olarak gördüğü sevgili annemizi kaybettik. Kız kardeşimizin mezarı belli değil. Büyüklerimiz; Baba, anne, abimiz ve tanıdığız, kendimizden ayrılmaz bir parça olarak gördüğümüz bazı dava arkadaşlarımız aynı mezarlıkta yatıyorlar. Onlara uğramanı, yürekten selamlarımızın elçisi olmanı bekliyorum. Hasretle kucaklıyorum…

 

Ahmet Yavuz

06 07 2018