36481721_2569388133086936_1014298707824214016_n.jpgKENAN KIRKAYA/SELMAN GÜZELYÜZ

Yargıçlar Sendikası eski Başkanı Mustafa Karadağ, seçim sonucunun halkları umutsuzluğa düşürmemesi gerektiğinin altını çizerek, muhalefete “Sorunu yaşayanlar çözümü ortaklaştırsın” çağrısı yaptı. Ahmet Faruk Ünsal ise “Umutsuzluğa kapılmamalı, önümüze bakmalıyız” dedi.

Antep’te Saadet Partisi’nden aday olan eski AKP Milletvekili Ahmet Faruk Ünsal ile Yargıçlar Sendikası eski Başkanı Mustafa Karadağ, seçim sonuçlarını değerlendirdi. Ünsal, “Önümüze bakmalıyız” derken, Karadağ ise “Umutsuzluk yok, çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Ünsal, seçim sonuçlarının beklentilerin aksine neticelendiğini ifade etti. Seçim sonuçlarının herkesin kafasında soru işareti yarattığını kaydeden Ünsal, özellikle de muhalefetin sandık sahiplenmesi noktasında eksik kalındığını söyledi. Seçim sürecinde yaşanan adaletsizliklere de dikkat çeken Ünsal, “İktidar bloku, medyada siyasal propagandanın nerdeyse yüzde 95’ini tekeliyle yaptı. Geriye ya ambargoyla sesi kesilmiş ya da çok kısıtlanmış imkanlarla yüzde 5’lik propaganda hakkı da tüm muhalefet blokuna ayrıldı” dedi.

Önümüze bakmamız lazım
Seçim sonuçlarının seçmen kitlesinden hayal kırıklığı yarattığını da ifade eden Ünsal, şunları söyledi: “Sonuçlar, muhalefet seçmeni nazarında seçimin yasallığı ve meşruiyeti konusunda bir sürü soru işareti uyandırdı. Bir umutsuzluk doğurdu. Bu umutsuzluk yerel seçimlerde de olursa ve ‘Nasıl olsa bir şey değişmez’ şeklinde bir psikolojiye dönüşürse, bu Türkiye için karanlığın daha derinleşmesi ve yasallık içerisinde çözüme ulaşamama psikolojisinin derinleşmesini getirir. Bunun sonu da Türkiye için çok hayırlı olmaz diye düşünüyorum.

Onun için önümüze bakmamız lazım.”
Ünsal, muhalefetin bundan sonraki süreçte eksik kaldığı yerleri iyi tespit edip buna göre yol haritası belirlemesi gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti: “Birincisi, medya olmadan, iyi bir basın kurmadan seçime sürüklenmek mesajınızı halka iletmek mümkün değil. Bir kere bunun üzerinde iyi çalışmak lazım.

İkincisi, sandıklara çok iyi sahip çıkmak lazım. Çünkü seçim hasadı sandıkta yapılıyor. Üçüncüsü de iyi ittifaklar kurmak lazım. Bazen bazı siyasal talepleri biraz da görünmez kılıp, ortaklaşacak alanlar üzerinden de ortaklaşmak ve yoğunlaşmak lazım. Bunlar yapılırsa önümüzdeki yerel seçimlerde daha başarılı olunur.”

Türkiye’nin yükümlülüğü
Yargıçlar Sendikası eski Başkanı Mustafa Karadağ ise toplumda konuşulması gereken asıl sorunun, Türkiye’nin “özgür seçim” gerçekleşmesi yönündeki yükümlülüğünü yerine getirip getirmemesi olduğuna dikkat çekti. Karadağ, “Çünkü Türkiye, AİHM sözleşmesi ile insanların iradesinin sandığa serbestçe yansıması ve yansıtılması yükümlülüğünü kabul etti. OHAL ise AİHM sözleşmesinin bazı hükümlerini askıya alabiliyor. Bu özgür seçimlerde askıya alınmış bir durum” dedi.

YSK hesap vermeli
Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) yurttaşlara hesap vermesi gerektiğini söyleyen Karadağ, şöyle devam etti: “YSK seçmen sayısının bilmem kaç katından fazla oy pusulası bastı. YSK’nın bu anlamda, ‘Ben şu kadar oy pusulası bastım. Bu seçimde bu kadar oy pusulası kullanıldı. Gelen tutanaklara göre şu kadar oy pusulası imha edildi, şu kadarı iade edildi ve benim elimde şu kadarı var’ şeklinde yurttaşlara hesap vermesi gerekir. Yani toplam bir hesap sağlaması yapması gerekiyor.”

24 Haziran seçimi gecesinde Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce’nin sessizliği ve beraberinde gelişen spekülasyonlara da değinen Karadağ, “Şimdi ne yazık ki Türkiye’de yaşamanın şansızlığıdır. Biz her şeyi 20 sene sonra öğreniriz. Umarım bu kez 20 sene sonraya kalmaz” dedi.

Umutsuzluk yok, çalışmaya devam
Seçimde çıkan sonucun, Türkiye halklarını umutsuzluğa düşürmemesi gerektiğinin altını çizen Karadağ, şunları kaydetti: “Süreç devam edecek. Bu günden itibaren yeniden toplanıp, Türkiye’de hak, emek, eşitlik ve özgürlük temelli bir demokrasinin, bir hukukun nasıl var edilebileceğine dair çalışmalarımıza başlayacağız. Bunun tüm Türkiye coğrafyasında birlikte yapmak zorundayız. Bundan böyle ‘Türk müydü, Kürt müydü, Kürt meselesi miydi, doğu meselesi miydi’ filan gibi adları tartışmaya ihtiyacımız yok. Bundan sonra haklarımızın özünü tartışmalıyız.

Hangi haklarımız elimizden alındı? Biz nerden nasıl bir özgürlük istiyoruz, nasıl demokrasi istiyoruz? Bunları konuşacağız. Birimizin sorunu hepimizin sorunudur. Sorunlarımızı şu anki dünya konjonktürü itibariyle demokratik bir sistemin içinde çözebiliriz ancak. Tüm Türkiye halkları oturup, ‘eşitlik, hak, özgürlük ve emek nasıl korunurun’ yolunu bulmalı. Sorunu yaşayanların çözümü ortaklaştırması lazım. Memleket Biziz Platformu olarak diyoruz ki, hep birlikte sorun yaşıyoruz. Bir kısmımız Ankara’da, bir kısmımız Aydın’da, bir kısmımız Hakkari’de, bir kısmımız Diyarbakır’da, Trabzon’da, Rize’de vs. sorun yaşıyoruz. Sorunu yaşayanlar çözümü ortaklaştırsın. Bunun için çalışacağız. Umutsuzluk yok.”