64F2DED5-5B22-46C7-BC86-D34D07E6D92F

Nami TEMELTAŞ

22 Temmuz 2015 tarihinde Ceylanpınar’ında görev yapan 2 polis evlerinde öldürülmüş halde bulunmuştu.,

Ardından sokağa çıkma yasakları adı altında yapılan operasyonlarla, Diyarbakır Sur başta olmak üzere, Şırnak, Cizre, Nusaybin gibi il ve ilçe merkezlerinde düzenlenen operasyonlarla on binlerce ev ve işyeri tahrip ve talan edilmiş, yüzlerce sivil insan yaşamını yitirmiş, iki milyondan fazla insan kendi yurtlarında mülteci olmuştu.

24 Haziran seçimleri akşamında, Doğubayazıt’a bağlı Türkmen köyünde bakkallık yapan Mevlüt Bengi kaçırılmış, iki gün sonra cenazesi bir direğe asılı halde bulunmuştu.

Bengi’nin cenazesini bulunduğu yerden alarak jandarmaya götüren ağabeyi, direkte bulunan “2015 yılından beri devletin ajanlığını yaptığı için öldürülmüştür” yazılı notu da jandarmaya teslim etmişti.

Olayın ardından içişleri bakanı Soylu, HDP Eş başkanı Pervin Buldan’ı telefonla arayarak, “O köyde taş taş üstünde bırakmayacağım. O teröristleri yakalayacağım. Sizi CHP bile kurtaramayacak, size artık yaşama hakkı yok” diyerek tehdit etti.

Kamuoyunda tartışma konusu olan Mevlüt Bengi’nin öldürülmesi olayını PKK üstlendi.

Örgütün resmi internet sitesinde bugün yayınlanan açıklamada Bengi’nin, PKK’li Eyüp Kartal ile Mehmet Meni’yi ihbar ederek ölümlerine neden olduğu için öldürüldüğü belirtildi. (1)

Ceylanpınar’ında öldürülen polislerle ilgili olarak tutuklananların tamamı “Cinayet” suçundan beraat etti ve fail kalmadı!

Doğubeyazıt olayında da aynısı olacak, fail bulunamayacak ya da failleri bulmak yerine, “o köyde taş  taş üstünde kalmayacak” diyerek, tüm köyü cezalandırma yolunu seçen devlet, köyden birilerine bu olayı yükleyecek!

Benzer iki olay da önemli seçimlerin sonrası olmuş ve birincisinin ardından büyük acılar yaşanmıştı. İkinci olay sonrası ne yaşanacağı, birincisine bakılarak tahmin edilebilir. Ya da birincisi örnek teşkil ettiği için ikincisi sadece tehdit unsuru olarak Kürtlerin başında “Demokles’in kılıcı” misali duracak!

Seçim bitti. İktidar istediği sonucu almadı ama kabullendirdi.

Tartışmalar ve tehditler bitmedi.

Oy çalma, hile, baskı, terörize etme/edilme, tehdit ve benzerleri üstüne yapılan türlü tartışmaların sonu gelmeyecek.

Aynı tartışmalar Anayasa referandumu ve 1 Kasım seçimleri sonrasında da aylarca yapılmıştı. Sonuç alınamayacak bu tartışmalar sadece bizleri yormaktan ve başka sorunları görmekten alıkoyuyor.

Seçim bitti. Sonuç açıklandı. Birçok ülke lideri Cumhurbaşkanını kutladı ki kutlamak destek vermektir. Yeni hükümet kurulması çalışmaları sürüyor.

Bütün bunlar olurken, içişleri bakanı AKP dışındaki herkesi tehdit ederken, Perinçek içerisinden bonzai geçen saçmalıklar yaparken, Akşener, AKP’ye desteğini sunacaklarını açıklarken, sen neyin tartışmasını yapıyorsun ki.

Hile mi olmuş, oy mu çalınmış, blok oy mu kullanılmış?

Bunların olabilme ihtimalleri neredeyse 2 ay öncesinden 8 sütuna manşet açıklanırken neredeydin?

Neden önlemini almadın, eşeğini sağlam kazığa bağlamadın da komşuyu hırsız çıkarma gayretlerine bürünüyorsun?

Anayasa referandumunda göstere göstere yapıldı her şey! Sızlanmaktan, söylenmekten başka ne yaptın?

1 Kasım seçimlerinde de aynısı yaşandı. Sonuçta değişen bir şey oldu mu? Ya da sonucu değiştirebildin mi?

Çekirgeye bile iki sıçrama hakkı verilen dünyada, sana daha fazla hak tanınacağını mı sandın, masum bir şekilde!

Bırakın artık. Oy çalmaydı, baskıydı, blok oydu, hile hurdaydı, milislerdi tartışmasını, bitti! Yüz yıl da tartışsan sonuç değişmeyecek.

Ne seçimlerin sonucu ne de bu kadar olanlardan sonra değişmeyen senin olaylara bakış açın, bundan sonra da değişmeyecek gibi görünüyor.

Sen kimi seçersen seç, verdiğin oyları koruyacak gücün yoksa, oyuna sahip çıkamıyorsan, vekaletini verip vekil olarak gönderdiğin insanı kollayamıyorsan, üç beş silahlı insan sokağa çıktı diye evine koşup saklanıyorsan, verdiğin oy değil, oyları sayanların sonuçları geçerlidir!

HDP barajı aştığına seviniyor.

Doğrusu ilk anlarda ben de sevindim. Ancak sonrasında sevincim kursağımda düğümlendi. Ne ileri gitti ne geri. Kalakaldı orada.

Geçmişte de mecliste vekiller vardı. Ne yapabildiler. Tutuklanan arkadaşlarını bile koruyamadılar. Koruyamazlardı da.

Şimdi, yeni anayasa ile kuşa dönmüş Mecliste ne yapacaklarını umuyorsunuz?

Yıllardır meclis çatısı altında konuşmakla bir şeylerin çözülemediğini gördünüz. Şimdiki beklentiniz ne?

İstenmediğin yerdesin!

Senin için, “Size haddinizi bildireceğiz, size artık yaşama hakkı yok, nereye gidiyorsanız gidin” dendi, duymadın mı?

“Nereye gidiyorsanız gidin” diyor, kovuyor.

Seçilmiş vekilin cezaevinden çıkamıyor.

Eski eş genel başkanların cezaevinde.

Yenilerin akıbeti meçhul. Neye sevineceğiz, neyine sevineceğiz?

Bu seçim, seçim değildi. Ölüm kalım mücadelesiydi ve iktidar kazandı. Hangi koşullarla kazanmış olması sonucu değiştirmez.

Barajı aşman da bir şey değiştirmez.

Barajı yıkabilseydin, barajı paramparça edebilseydin, belki.

O güce erişmeden sonucu değiştirmeye kalkma. Her seferinde altında kalıyorsun, kalıyoruz, kalacağız da.

Karşındaki, alfabenin her harfi için bir plan hazırlarken senin sadece A planında kalman, bu sonuçların sebebi olabilir mi?