1033084141.jpgHasan Basri Yazar-Mezopotamya24.com

24 Haziran seçimleri bir anlamda Bahçeli için özgürlük anlamına da geliyor. Çizeceği siyasal hatta ve atacağı adımlara dair daha cüretkâr olma şansına sahip oldu. Neredeyse tüm kozlar MHP’nin elinde.Yedek lastiklikten kilit parti olmaya terfi ettiler…

MHP ve Devlet Bahçeli’nin Erdoğan-AKP desteği daha çok ‘yedek lastik, baston’ gibi terimlerle tanımlandı. Özellikle İYİ Parti’nin çıkışıyla MHP biten bir parti, Bahçeli de ‘siyasi mevta’ muamelesi gördü. 24 Haziran seçimleri bu değerlendirmelerin erken ve eksik olduğunu gösterdi.

Bahçeli ile Erdoğan ilişkisi çok uzun dönemdir zorunlu bir ittifak olarak tanımlandı. Özellikle İYİ Parti’nin ortaya çıkması ile Bahçeli, bir anlamda Erdoğan’ın desteğine muhtaç hale gelmişti. Bahçeli, zaman zaman çıkışları olsa da tüm önemli konularda Erdoğan ve AKP ekseninden ayrılmadı. 24 Haziran seçimleri bir anlamda Bahçeli için özgürlük anlamına da geliyor. Çizeceği siyasal hatta ve atacağı adımlara dair daha cüretkâr olma şansına sahip oldu.

Şimdi artık neredeyse tüm kozlar MHP’nin eline geçmiş durumda.

MHP, seçimlerdeki en büyük başarısını 1999 seçimlerinde aldı. Sonraki en önemli başarı 7 Haziran seçimlerinde yaşandı. Bu iki seçimlerde MHP esas olarak Kürt siyasetindeki duruşu gösterdi. Çatışma ortamının en yüksek olduğu doksanlı yılların sonu ile çözüm süreciyle birlikte milliyetçi seçmende artan endişenin sonucu bu başarılar sağlandı. Bu dönem aynı zamanda MHP’nin asker-polis bürokrasisinde en güçlü olduğu dönem olarak da anılır. İl ve sandık bazında verilen oylar dikkatlice incelendiğinde bu seçimlerin bir çıktısının da bu desteğin geri gelmesi olduğu görülebilir. Devlet aygıtının en azından bir bölümü Bahçeli’nin izlediği politikalara ve takındığı tutuma tam destek vermiş.

Önümüzdeki dönem gerek bakanlıkların yapılanmasında gerekse askeri şûradaki atamalarda MHP’nin etkisini daha rahat göreceğiz.

Cumhur İttifakı nasıl yürüyecek?
Devlet Bahçeli seçimin hemen ardından yaptığı konuşmada gücünün ve pozisyonun farkında olduğunu gösterdi. MHP’nin elindeki bu gücün sadece Meclis aritmetiğinden kaynaklanmadığı da çok açık. Türkiye uzun süredir ekonomik ve siyasal krizle boğuşuyor ve çok açık ki Erdoğan bu süreci tek başına aşamayacak. Her düzeyde ilişkileri olan sağlam bir müttefike ihtiyacı var. Yakın ve orta vadede MHP dışı bir müttefik arayışı, Erdoğan için maceradan başka bir şey değil.

Seçim öncesi verilen sözler
İttifakın önünde en önemli kriz dinamikleri Erdoğan’ın gerek uluslararası görüşmelerde gerekse Türkiye içerisinde verdiği sözler. Bu dönem boyunca MHP bu süreçlerin hiçbirine dahil edilmedi. Şimdi gerek ekonomik anlamda gerekse siyasal konularda bir dizi adım atılacak. Muhtemeldir ki atılacak her adım öncesi ilk ikna edilmesi gereken siyasal aktör Bahçeli olacaktır. Bahçeli, kendi ifadesi ile ‘denge denetleme mekanizması’ görevini üstlenecek. Kuşkusuz ‘dengeyi’ kendi lehine değiştirmeye çalışacaktır.

Başkanlık ve bakanlıkta kriz zor
Seçimin hemen ardından Cumhur İttifakı’nın geleceğine dair kriz senaryoları yazılırken en çok Meclis Başkanlığı ve bakanlıkların paylaşımında çıkacağı çokça ifade edildi. Gerek Bahçeli’nin açıklamaları üzerinden gerekse MHP’nin bugüne kadar izlediği siyasete bakınca bu başlıklar altında bir kriz ihtimalinin çok az olduğu söylenebilir. Krize dair en ufak bir emare yok.

Bahçeli, AKP-Erdoğan çizgisi böyle devam ettikçe kendisinin güçleneceğinin farkında. İktidar olmanın hiçbir külfetine katlanmadan, riskini almadan nimetlerinden faydalanmak Bahçeli’nin bugüne kadar çok tatmadığı bir ayrıcalık. Bu ayrıcalıklı durumdan kolay kolay vazgeçmeye de niyeti yok. Tabii, Erdoğan bu duruma ne kadar katlanabilir bu ayrı bir konu.