IMG_0281

Türk devletinin bir geleneğidir darbecilik. Şimdiye kadar genelde askerler darbe yaparlardı. Ancak 15 Temmuz 2016 da gördük ki artık siyasilerde darbe yapabiliyorlar. Daha önceki askeri darbeleri incelediğimizde 15 Temmuz 2016’da yapılan bir askeri darbeden ziyade Erdoğan ve Hükümeti’nin bir darbesi gibi görünüyor. Nitekim ilk başlangıçta hükümet yetkilileri ve başbakan Binali Yıldırım bunun bir kalkışma girişimi olduğunu söylerken, bastırıldıktan sonra bir darbe girişiminden söz etmeye başladılar. Be darbe teşebbüsüne baktığımızda TSK nın komuta hiyerarşisisin İçinde yer almadığı, daha çok Erdoğan ve AKP hükümetinden memnun olmayan (cemaat ve Kemalist koalisyonu) bir grup asker tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır.

 

Erdoğan ve hükümet bu darbe girişimi teşebbüsünden haberdar oldukları böyle bir teşebbüsün olabileceği istihbaratını aldıkları muhtemeldir.15 Ağustos gecesi askeri darbenin olabileceğinin istihbaratını alan Erdoğan ve ekibi geleceği muhtemel olan darbeye erken doğum yaptırmıştır. nitekim daha önce iki askeri darbeleri incelediğimizde bu darbe girişiminin daha önceki yapılan darbelerden çok farklı olduğu açıkça gözlenmektedir. örneğin 1960 ve 1980 askeri darbelerini incelediğimizde darbeler genellikle gece yarısı saat 03, 04 saatleri arasında yapılmıştır.Bu darbe teşebbüsünün gece saat 22:00’de yapılması düşündürücüdür.

27 Mayıs 1960 da yapılan askeri darbe Türkiye cumhuriyeti tarihinde gerçekleşmiş ilk askeri darbe olarak tarihe geçmiştir. (Milli birlik Komitesi) adı altında yönetime el koyan cuntacılar alınan kararlar neticesinde başkent Ankara’yı ele geçirmek için Tümgeneral Selahattin Kaplan komutasında 28. tümen, Tuğgeneral Yusuf Demirdağ komutasındaki eğitim merkezi,Süvari Yarbay Reşit Çölok komutasındaki 43. Süvari alayı, binbaşı Hakkı Bozkaya komutasındaki tank taburu gibi birliklerin 23 Mayıs pazartesi, harekât tarihi 25 Mayıs 1960 olarak kararlaştırılmış ve parolalar belirlenmiştir. Eğer darbe zamanında gerçekleştirilirse: “Dündar Seyhan’ın oğlu sınıfı geçti” Ertelendiği takdirde ise: “Dündar Seyhan’ın oğlu bütünlemeye kaldı” 27 Mayıs 1960 sabah saat 3:15’te piyade birlikleri ve süvari grubu, 3:30’da tanklar hareket etti. saat 4:36’da albay alparslan türkeş tarafından radyoda okunan ilk bildiri ile hareket bütün Türkiye ve Dünyaya ilan edildi.İlk olarak Tuğgeneral Yusuf Demirdağ evinden alınıp harp okuluna getirilmiş ve nezarethaneye kapatılmıştır. Bundan sonra Refik Koraltan getirilmiştir. ikinci Ordu Komutanı Orgeneral Suat Kuyaş da enterne edilmiştir. Celal Bayar Çankaya Köşkü’nde, veterinerin Tuğgeneral Burhaneddin Uluç, topçu Yarbay Abdullah Tardu Kurmay albay Sami Küçük tarafından gözaltına alınmıştır.

Adnan Menderes Eskişehirden Konya’ya gitmek üzere Kütahyaya geçtiğinde keşif tabur komutanı Agasi Şen ve binbaşı Buhsin Batur tarafından gözaltına alınmış ve Ankara’ya getirilmiştir. darbenin ilk günü Bayar, Menderes, Refik Koraltan, Fatin Rüştü Zorlu ve başbakanlık müsteşarı Ahmet Salih Korur ve diğer hükümet üyeleri harp okuluna getirilip orada tutulmuşlardır.

Yine 12 Eylül 1980 darbesine baktığımızda darbenin emir komuta zinciri içinde gerçekleştiği ve saat tam 03.00 da başladığı görülmektedir. Tanklar önceden belirlenmiş yerlerde mevzilendi askerler kışladan çıktı ve ülkenin her meydanına, sokağına ve mahallesine yani hayatta el koydu. sonra ülkenin tek kanallı Siyah-beyaz televizyon’undan önce kahramanlık marşları ardından yönetime el koyan Generalin sesi duyuldu. darbenin kodu adı: “Bayrak Hareketi’ydi” 12 Eylül askeri darbesi sonrasında ülkedeki bütün siyasi partiler ve sivil toplum örgütleri yasaklandı. beş Generalden oluşan “milli güvenlik konseyi” yasanma yürütme ve yargı’yı bütünüyle kontrol altında tutuyordu. Elbetteki bu her iki askeri darbenin sonuçları, bilançosu çok ağır olmuştur. Bu her iki askeri darbe sürecinde binlerce insan katledilmiş, 10 binlerce insan hapse atılmış, milyonlarca insan mağdur edilmiş, aileler parçalanmış yuvalar yıkılmış,dağılmıştır. kesinlikle bugün böyle süreçlerin yaşanmasını istemiyoruz ancak otoriter faşist bir yönetimi de istemiyoruz.

Dikkat ederseniz burada yani bu 15 Temmuz 2016 Askeri darbede böyle bir durum yaşanmadı. Daha çok Erdoğan’ın öncelikle güvenli bir alana geçerek gelen darbeye karşı yapılan darbeyi yönetmiştir. Erdoğan ve hükümeti bu başarı şansı sıfır olan Darbe girişimini güç ve iktidarını pekiştirmek perspektifi ile müdahale etmiş, kitleleri galeyana getirebilmiş, gücünü kuvvetini pekiştirerek isyanı bastırmıştır. Madalyonun bir diğer yüzü de İslamcılar belki de ömürleri boyunca ilk kez böyle bir fırsatı yakaladılar. Kemalist askeri darbeye karşı Türk İslam sentezli darbe zafer kazandı.

IMG_0500Daha önce Kürt illerinde katliamlar yapan, şehirleri, köyleri, kasabaları, Tanklarla, Toplarla, Uçaklala, Helikopterlerle yerle bir eden, kadınları, çocukları katleden insanları diri diri yakan, Kürt halkına dünyanın en aşağılık işkencelerini yapan zülmeden bu cuntacı Generalleri kahraman ilan ettikleri ve madalya taktıkları unutulmamalıdır. Bugün o kahraman ilan ettikleri Generallerin, Askerlerin, Subayların, Astsubayların kafalarını kesmeleri kulaklarını kesmeleri, öldürüp cenazelerine işkence etmeleri, öldürdükleri askerlerin cenazeleri üzerine işemeleri ve yine boyunlarına ip akıp yerlerde sürüklemeleri her ne kadar ilahi adalet tecelli etti desekte bu zihniyetin Kürt illerinde insanları diri diri yakanların zihniyetinden farklı olmadığını bir kez daha kanıtlanmıştır.

Bugün (AA) haber ajansının görüntülediği onlarca üstdüzey Subaylar, Tuğgeneral’ler, Tümgeneral’lerin görüntülerini görünce her ne kadar kendi kendime ilahiyi adalet yerini buldu, bunlar yıllarca Kürt halkına yapmış oldukları zülümlerin katliamların bedelini ödüyorlar dedimsede, sanırım sorunumuz sadece bu değil. Galiba öyle anlaşılıyor ki askeri vesayetten çok daha büyük ve çok daha tehlikeli bir vesayetle karşı karşıyayiz. Din soslu yeni İslamcı gericiliğin faşizmin yapabileceği şey ölüm ve katliamdır . Nitekim şimdiden meydanlarda idam geri gelsin nidaları atılmaya başlandı ! ve O meydanları yöneten AKP’li yetkililerde kitleye inşallah oda olur diyorlar.

IMG_0503Kürt savaşını tetikleyen daha doğrusu Kürtlere savaş açan biri darbeyi de kurgulayabilir olması gözardı edilemez. Türkiye ve İslam dünyası üzerine çalışmalarıyla tanınan Alman Ortadoğu uzmanı Prof. Steınbach 15 Temmuz’da yaşananların gerçekte bir darbe girişimi mi yoksa Erdoğan’ın kurgusu mu olduğu Şüphelidir diyor . Sanırım bu konuda AKP’nin samimi bir testten geçmesi gerekiyor. örneğin HDP ve Muhalefet partileri inin bağımsız bir komisyon kurulup 15 Temmuz darbesini araştırma isteği AKP tarafından kabul edilip edilmeyeceğini bilmiyoruz. Burada vermeleri gereken bir sınav olduğunu düşünüyorum. Aksi taktirde bu şaibe altında kalacakları muhakkaktır. Tayyip Erdoğan’ın bugüne kadar İzlediği politikayı geliştirdiği stratejiyi bakacak olursak Erdoğan’ın başkanlık hayalleri için herşeyi yapabileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Prof.Dr steinbach diyor ki: tayip erdoğan konumunu güçlendirmek için7 Haziran’dan önce Kürtlere savaş ilan etti. Dolayısıyla da böyle bir darbe girişimini teorik olarak kurgulanmış olabilir.

Erdoğan’ın geçtiğimiz yıl ülke içindeki gücünü sağlamlaştırmak için Kürtlerle büyük ölçekli bir savaşı devreye soktuğunu tüm kamuoyu bilmektedir dolayısıyla da burada sayın Steinbach’a katılmamak mümkün değil . Evet doğrudur”Teorik olarak böylesi bir darbeyi de kurgulayabilir” Erdoğan’ın hedefinde bu sayede gücünü pekiştirmesi, süper başkanlığıının zeminini hazırlamış durumda. Anlaşılan o ki bu darbe girişimi AKP ve Erdoğan’a adeta can simidi olmuştur. görevden aldıkları Yargıtay üyelerini, Hakimleri,Savcıları yine askeriye ve polis içerisinde yaptıkları & yapacakları kendilerine göre temizliği göz önünde bulundurursak KİMİN KİME DARBE YAPTIĞI DAHA NET OLARAK ANLŞILACAKTIR.

FECRİ DOST-TELETEX NEWS24